“Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor” Projesiyle Türkiye’de Bir İlki Gerçekleştirdik

Mersin Üniversitesi Deniz Canlıları Müzesi yetkilileri tarafından, 1-8 Ekim 2025 tarihleri arasında Yenişehir Kampüsü Deniz Canlıları Müzesi Bahçesi’nde Fin Balinası Bilimsel Kazı ve İskelet Çıkarma Etkinliği düzenlendi. Mersin’de 2021 yılında sahile vuran ve sonrasında gömülen 14 metrelik Fin balinası iskeletinin bilimsel çalışmalarda kullanılmak üzere topraktan çıkarılma işlemi gerçekleştirildi.

Etkinlik kapsamında Mersin Valisi Atilla Toros, Mersin Üniversitesi (MEÜ) Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas’ın yürütücülüğünü üstlendiği projedeki kazı alanında çalışmalar hakkında bilgi aldı. Büyük bölümü toprakta görünür olan balina iskeletinin çıkarılma işlemine Vali Atilla Toros ve Rektör Prof. Dr. Erol Yaşar eşlik etti.

Bu bilimsel etkinliğin aynı zamanda önemli bir eğitim etkinliğiyle beraber yürüdüğüne dikkat çeken Vali Toros, 400’e yakın öğrencinin kayıt yaptırarak faaliyete katıldığını söyledi.   İskeletin MEÜ Deniz Canlıları Müzesi’nde sergileneceğine dikkat çeken Vali Toros, Mersin’in tarih ve kültürel miras anlamında önemli bir kent olduğunu,  aynı zamanda kentin denizlerinden dağlarına, kıyılarından ormanlarına kadar önemli biyoçeşitliliğe sahip olduğunun altını çizdi. Vali Toros “Biyoçeşitliliği ve kültürel mirası korumak, gelecek nesillere aktarmak anlamında da önemli çalışma yürütüyoruz. Çene kemiği, kafatası, göğüs ve kuyruk omurları da içinde olmak üzere iskeletin çıkarılması, akademik çalışmalar ve iskeletin sergilenmesi anlamında önemli bir çalışmadır.” dedi.

Etkinlikle öğrencilerin bilimsel merakı ve keşfetme duygusunun karşılık bulduğunu ifade ederek “Bu etkinliği Mersin Üniversitesinde gerçekleştirmenin mutluluğu ve onurunu yaşıyoruz.” diye konuştu.

“Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor” projesi yürütücüsü Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayas bu projenin, bir deniz trajedisinin bilime ve eğitime dönüşme hikâyesi olduğunu söyledi.  Prof. Dr. Ayas “2021yılında kıyıya vuran Fin balinasını hemen sergilemek yerine, bilimsel olarak uygun bir yöntemle toprağa gömdük. Dört yıl süren doğal ayrışma sürecinin ardından, “Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor” projesiyle kazı çalışmalarına başladık. Proje boyunca sadece bilim insanları değil, farklı fakültelerden öğrenciler de görev aldı.  Her kemik özenle çıkarıldı, temizlendi, numaralandırıldı ve laboratuvarda birleştirilmek üzere koruma altına alındı. Bu süreç, Türkiye’de ilk kez uygulanan bir yöntemdir.” dedi. Prof. Dr. Ayas ile Fin balinalarını,  bu balinaların ekosistem açısından önemini, projeyi ve projenin katkılarını konuştuk.

Fin balinası bildiğimiz kadarıyla okyanuslarda yaşıyor ve genellikle açık denizleri tercih ediyor. Mersin’de 2021 yılında Fin Balinası bir deniz aracının çarpması sonucu sahile vurduğu tahmin ediliyor. Bu konuda görüşlerinizi alabilir miyim?

Evet, Fin balinası genellikle Atlantik ve Pasifik okyanuslarında yaşayan bir tür, ancak Akdeniz’de de bir popülasyonu bulunuyor. 2021 yılında Mersin kıyılarında sahile vuran birey, bu popülasyonun bir üyesiydi. Yaptığımız ön incelemelerde sol pektoral yüzgeçte kırıklar, göğüs kafesinde ezilmeler ve iç organlarda kanama bulgularına rastladık. Bu izler, genellikle yüksek tonajlı bir gemiyle çarpışma sonucu ortaya çıkar. Dolayısıyla ölüm nedeninin bir deniz aracına çarpma olduğu kanaatine vardık.
Bu olay, Akdeniz’de artan gemi trafiğinin deniz memelileri üzerindeki baskısını somut şekilde ortaya koydu. Okyanusların sessiz sakinleri, ne yazık ki artık insan faaliyetlerinden kaçabilecek kadar yalnız değil.

Deniz ekosistemi açısından bu türün önemi nedir? Yani Akdeniz’de canlı bir Fin balığı görebilme olasılığımız kaçtır?

Fin balinaları, deniz ekosisteminin en önemli düzenleyicilerinden biridir. Vücutlarındaki karbon depolama kapasitesi, plankton üretimini teşvik eden dışkı salınımları ve yaşam döngüleriyle denizlerin besin zincirine ve karbon dengesine katkı sağlarlar.
Akdeniz’deki Fin balinası popülasyonu oldukça sınırlı, genetik olarak da diğer okyanus popülasyonlarından farklı. Özellikle Batı Akdeniz’de düzenli gözlemler yapılabiliyor, ancak Doğu Akdeniz’de yani Türkiye kıyılarında görülmeleri son derece nadir.
Bu nedenle Mersin’deki olay, yalnızca bir biyolojik kayıt değil; aynı zamanda Doğu Akdeniz ekosisteminin ne kadar dinamik ve sürprizlerle dolu olduğunu gösteren bilimsel bir göstergedir.

“Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor” projesini anlatabilir misiniz?

Bu proje, bir deniz trajedisinin bilime ve eğitime dönüşme hikâyesidir.  2021’de kıyıya vuran Fin balinasını hemen sergilemek yerine, bilimsel olarak uygun bir yöntemle toprağa gömdük. Dört yıl süren doğal ayrışma sürecinin ardından, “Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor” projesiyle kazı çalışmalarına başladık. Proje boyunca sadece bilim insanları değil, farklı fakültelerden öğrenciler de görev aldı.  Her kemik özenle çıkarıldı, temizlendi, numaralandırıldı ve laboratuvarda birleştirilmek üzere koruma altına alındı.
Bu süreç, Türkiye’de ilk kez uygulanan bir yöntemdir. Yani bir deniz memelisi iskeletinin, açık bilim anlayışıyla, öğrenci katılımıyla ve sistematik bir kazı yöntemiyle çıkarılması ülkemiz için bir ilktir.

Üniversite bahçesine gömülen deniz canlıları örneği var mı? Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Bu fikir, doğanın kendi ayrıştırma sürecinden yararlanma düşüncesiyle ortaya çıktı. Büyük deniz memelilerinin yumuşak dokularını laboratuvar ortamında temizlemek hem zor hem de maliyetli. Biz bu nedenle daha doğal bir yöntemi tercih ettik.
Balinayı kontrollü biçimde toprağa gömerek doğanın kendi biyolojik çözülme sürecini kullandık. Bu sayede kemikler hem steril hale geldi hem de anatomik bütünlükleri korundu.
Dünyada bu yöntem çok az sayıda üniversite müzesinde uygulanıyor. Türkiye’de ise ilk defa bu ölçekte bir deniz memelisi için gerçekleştirildi. Bilimsel kazı yöntemleriyle doğa bilimlerini buluşturmak, öğrenciler için de benzersiz bir deneyim yarattı.

Proje kapsamında sadece Su Ürünleri Fakültesi öğrencileri değil, tüm öğrencilere açık bilimsel bir kazı etkinliği gerçekleştirdiniz. Bunun önemi nedir?

Bu projenin en güzel yanı, bilimi kapalı bir laboratuvardan çıkarıp kampüsün ortasına taşımamız oldu. Farklı bölümlerden yüzlerce öğrenci bu kazıya katıldı; elleriyle toprağı kazdı, kemiklerin çıkarılmasına yardımcı oldu. Bu süreç, öğrenciler açısından bir dönüm noktası oldu çünkü canlı bir bilimin parçası oldular. Edebiyat, mühendislik ya da güzel sanatlar öğrencileri bile doğayla doğrudan temas kurdu. Bilimsel kazının disiplini, gözlem yeteneği ve sabrı, her alanda geliştirici bir deneyim sundu. Bu anlamda, “Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor” sadece bir kazı değil, aynı zamanda bir eğitim projesidir.

Fin Balinası tüm iskeletiyle çıkarıldı mı? Bu açıdan Deniz Canlıları Müzesi hakkında da biraz bilgi alabilir miyiz? Kaç tür sergileniyor ve ne gibi faaliyetleriniz bulunuyor?

Evet, kazı süreci tamamlandı ve Fin balinasının tüm iskeleti başarıyla çıkarıldı. Kafatası, çene kemikleri, kaburgalar, omurlar ve pelvik bölge kemikleri dahil olmak üzere her parça eksiksiz şekilde gün yüzüne çıkarıldı. Kemikler müze bahçesinde temizlenip stabilize edildikten sonra Mersin Üniversitesi Deniz Canlıları Müzesi’nde dış sergi alanında sergilenmeye hazırlanıyor. Mersin Üniversitesi Deniz Canlıları Müzesi, Doğu Akdeniz’deki deniz canlılarının zenginliğini yansıtan çok özel bir koleksiyona sahip. Balık türleri, deniz kaplumbağaları, memeliler ve omurgasızlardan oluşan yüzlerce örnek burada sergileniyor. Müzemiz, yalnızca sergileme değil; aynı zamanda bilimsel araştırma, deniz biyoçeşitliliği eğitimi ve farkındalık faaliyetleriyle de aktif bir merkez haline geldi. Fin balinası iskeleti, hem bilimsel hem de sembolik anlamda müzemizin en önemli eseri olacak. Bu sessiz devin hikâyesi, artık Mersin Üniversitesi’nde bilime ses veriyor. Bir zamanlar sessizliğin içinde yüzen bir balina, şimdi sessizliğiyle bilime ses veriyor. Bu proje, doğaya, bilime ve gençliğe bir armağan.