“Her cerrah kendi geliştirdiği malzemeyi kullanma şansına sahip olmak ister”

Üniversitemiz hak sahipliğinde “Modifiye Kalp Kapağı Yapılanması” başlıklı buluşun Patent İş Birliği Anlaşması (PCT) kapsamında uluslararası patent başvurusu yapıldı. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Erin Tüysüz ve Mühendis Zülfü Doğan’dan oluşan ekip tarafından gerçekleştirilen buluşla Redo cerrahi sürelerinin kısaltılmasını sağlaması ve kalbin dokularına daha az zarar verilmesini sağlanacak. Doç. Dr. Mehmet Erin Tüysüz ile kapak değiştirme sırasında kapak türlerinin kolayca kullanılabilmesini, kapak değişimi sonrası ortaya çıkan aort patolojilerini kısa cerrahi sürelerinde tedavi etmeyi ve ilk ameliyatta ortaya çıkan teknik zorlukları ortadan kaldırmayı amaçlayan buluşunu ve aşırı sıcak kentlerde yaşayan kişilere kalp ve damar sağlıklarıyla ilgili neler önerileri hakkında konuştuk.

Kendinizi okuyucularımıza tanıtır mısın?     

1976 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğdum. Üniversite eğitimime kadar olan sürecimi Adana ilinde tamamladıktan sonra 2000 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. Ardından Dr. Siyami ErsekGöğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesinde uzmanlık eğitimimi tamamladım. 2021 yılında doçent unvanını aldım. Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde halen Mersin Şehir Hastanesinde çalışmaktayım. Dillere, dinlere, dünya tarihine, felsefeye ve sosyoloji alanlarına ait okumalar yapmak en büyük hobim. Evliyim ve bir kızım var.

Modifiye Kalp Kapağı Yapılanması” başlıklı buluşa neden ihtiyaç duyuldu? Buluşunuzun önemi nedir?

Bir operasyonu yaparken hem hastalığın fizyopatolojisi hem de tedavi seçenekleri üzerinde düşünen bir cerrahım. Nedensellik ve sonuçlar üzerine yapılan analizlerin ardından yapılan işlerin farklılığı ve yaşama katkısı hafife alınamayacak kadar güçlüdür. Modifiye kalp kapağı da bu bakış açısının içinden hayata geçti. Günümüzde ilk kez yapılan cerrahi işlem esnasında kapağı yerleştirirken cerrahın kapak altında kalan dokuyu görmesine engel olan bir teknik kullanılmakta. Bu bir çeşit körlük gibiydi, görmediğiniz bir alan oluşuyordu. Önce kapağın halkasını kalp dokularına dikme fikri bu zorluğu aşacaktır. İkinci kez operasyon olacak kapak hastalarında ise, dokuların daha az zarar görmesi, kapağın farklı formlarıyla değiştirilebilir kılınması ve iç halkanın yapay bir damar ile entegrasyonu aort dediğimiz damar değişimiyle birlikte yapılacak kapak operasyonlarında operasyon süresini kısaltacak olması bu kapağın alanımızda oldukça değerli bir yer tutmasını sağlayacaktır. Ayrıca bu kapak türü, ilk kullanımda bu avantajları nedeniyle günlük kullanımdaki kapakların önüne geçme olasılığını da güçlendirmektedir.

Buluşla ilgili yakın zamanda üniversitemiz hak sahipliğinde ulusal patent başvurusu kabul edildi. Uluslararası patent için başvuru süreci devam edecek. Bu konuda duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Her cerrah kendi geliştirdiği malzemeyi kullanma şansına sahip olmak ister. Bu duygu, daha önce ulusal bir patentimi kullandığım operasyonlarımdan bildiğim bir his. Bu his, uzun süredir doğumunu beklediğiniz çocuğunuzun kucağınıza verildiği ana benziyordu. Zaman bu malzemeyi üretip kullanma şansını bana verir ise o an benzer bir duygunun gelişmiş haliyle karşılaşacağımı tahmin ediyorum. Bu benim açımdan sevindirici olacaktır. Ancak daha sevindirici olan toplumdaki bireylerin sağlıklarında güvenecekleri yeni bir cerrahi malzemenin yaşamlarına dokunacak olma olasılığıdır. Diğer yandan bu patentin, içinde yaşadığım bir şehrin üniversitesinden dünyaya duyurulacak olması ayrı bir mutluluk kaynağı olacaktır.

Bir kalp damar cerrahı olarak uzmanlık alanınız ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Mersin gibi aşırı sıcak kentlerde yaşayan kişilere kalp ve damar sağlıklarıyla ilgili neler önerirsiniz?

Çoğu insan kalp hastalıklarının önlenebilir olduğunun farkında değil. Sağlık okuryazarlığı bu farkındalığa katkı sağlayabilir. Kalp hastalıklarının çoğunlukla iki kökeni var: Mutfaklarımız ve sosyal yaşamda yarattığımız mutfaklar. Mutfak derken yediklerimizin sağlığımıza etkisi üzerine söylenecek çok şey olabilir ama kısaca vücut kitle indeksimizin korunmasını sağlayacak uygun bir beslenme ve uygun saatte yapılan beden yaşımıza uygun egzersizler, sağlığımızı korumaya yardımcı olacaktır. Sosyal mutfak benim uydurduğum bir kavram. Bu kendi aklınızın size oynadığı basit stres kaynağından sosyal ortamınızdan gelen çeşitli streslerden bedeninize yedirdiğiniz duygusal yükünüzdür. Sağlıklı ortamların yaratılışında sadece insanın kendi çabası yetmez tabii ki. Mevcut otoritelerin sosyal mutfağı düzenlemesi gerekir. Daha yeşil bir kent, kent sakinlerinin nefes alacağı alanlar, gece gürültüsüne neden olan belediyelerin çöp toplama aktivitesinin gündüze kaydırılması gibi üzerinde düşünüldüğünde katkısını açık göreceğimiz fikirler mevcut otorite tarafından insan sağlığına faydalı olacak şekilde geliştirilebilir. Kentin sağlıklı yapılaşmayla iklimlendirilmesini de buraya bırakarak alanım dışı olması nedeniyle de haddimde kalmak isterim izniniz olursa. Mersin sıcağı için özel durumları olmayan (böbrek yetmezliği gibi) hastalar için uygun miktarlarda sıvı tüketimi ve elektrolit dengesine yardımcı olacak mevsimindeki sebzeler önerilebilir. Sağlıklı bir gece uykusunun tedavi edici yönü olduğuna da dikkat çekmek gerekir.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Patentleşme sürecine katkı sağlayan tüm akademik personele ve bu sürecin ortaya çıkması için düşünmeme zaman yaratan aileme emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Size de bu görüşme zahmetiniz için ayrıca teşekkürlerimi sunarım.