“Mersin Üniversitesi bu kentin beynidir”

Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet İsmail Yağcı, Mersin Üniversitesi’nin entelektüel birikimin, bilimsel bilgi birikiminin, araştırmanın ve geliştirmenin olduğu bir kurum olarak “toplumun, kentin beyni” rolünü üstlendiğini söyledi. Üniversite olarak temel amaçlarının bilimsel gelişim olduğunu belirten Prof. Dr. Yağcı “Bilimsel gelişim aynı zamanda da içinde var olduğumuz kentin sosyal ve kültürel yapısına, dokusuna daha çağdaş, daha modern bir anlam katmaktır. Mersin 1990 yılındaki Mersin değil çünkü 32 yıldır Mersin Üniversitesi var. Olgunlaşan bir Üniversiteyiz. Gelecekteki yerimiz, Akdeniz Bölgesi’nin en önemli üniversitelerinden biri olmaktır.” dedi.

Prof. Dr. Mehmet İsmail Yağcı ile Mersin Üniversitesi’nin kent dinamikleri için önemi, Üniversite-Sanayi iş birliği, Üniversitemizin sosyal ve kültürel bağlamda kente katkıları, İnovasyon konusunda yapılan çalışmalar ve Üniversitemizin hedefleri hakkında konuştuk.

Üniversiteler yaşayan, canlı kurumlar. Dolayısıyla üniversiteleri kentten bağımsız düşünemeyiz. Bu bağlamda Mersin Üniversitesinin kent dinamikleri için önemi nedir?

Prof. Dr. Mehmet İsmail Yağcı: Mersin Üniversitesi’nin, Mersin’de veya herhangi bir kent içerisindeki herhangi bir üniversitenin ne rolü var? diye tartışılır ve genellikle de eleştirel yaklaşılır üniversitelere. Çünkü üniversiteler en fazla eleştiriyi kabul eden, eleştirel düşüncenin en yaygın kabul gördüğü kurumlar oldukları için insanlar da üniversiteleri, hep kent içerisindeki rolü üzerinden eleştirirler. Ve genellikle de bu eleştiriler “Katkı vermiyorsunuz” şeklinde olumsuz olur.  Mersin Üniversitesinin olmadığını var sayalım. O zaman Mersin Üniversitesinin kente sağladığı katkıları kavrayabilir, hesabını yapabilirsiniz. Yani bir şeyin varlığını, katkılarını, o kurumun hiç var olmadığı durumla, var olduğun durumun karşılaştırmasıyla mümkün olabilir. Bundan 32 yıl önce, Mersin Üniversitesi yoktu. Ama Mersin Üniversitesi var olsun diye birçok kurum, kişi Mersin’de ciddi bir lobi faaliyeti yaparak Mersin Üniversitesinin kuruluşuna ön ayak oldular. Mersin Üniversitesi, kente 32 yıl süre boyunca müthiş bir katkı verdi. Bunun farkında değiliz çünkü doğal yaşam içinde, insanların geliştiği, evrildiği gibi kurumlar, kentler de evriliyorlar. Biz Mersin Üniversitesi olarak koskoca Mersin kentinin bir organı olmuş oluyoruz ve bu organ da beyin esasında. Yani Mersin kenti canlı bir kent, bir organizma ‘yaşayan bir kent’, bu canlı kentin beyni olan bir kurumuz.

Mersin Üniversitesi, entelektüel birikimin, bilimsel bilgi birikiminin, araştırmanın ve geliştirmenin olduğu bir kurum olarak toplumun, kentin beyni rolünü üstleniyor.  Dolayısıyla Mersin Üniversitesi’nin kent dinamikleri için çok büyük bir önemi var. Biz beyinle iş yapan bir kurumuz, o yüzden de Mersin’e çok çok büyük bir katkı veriyoruz. Kent dinamikleri arasında müthiş bir önemimiz var. Eleştiriler olabilir.  İşimizin doğası gereği böyle. En çok verimli olan eleştirilir, en çok sevilen eleştirilir. İnsan sevdiğini eleştirir, sevmediğini, tanımadığını eleştirmez. Dolayısıyla Mersin Üniversitesi en göz önünde kurum olduğu ve bilimsel çalışmaların Mersin’deki amiral gemisi olduğu için eleştiriliyor. Mersin’de 4 üniversite var ama amiral gemisi Mersin Üniversitesi’dir. Sürekli “rolünüz nedir?” şeklinde eleştirel yaklaşımlar olabilir. Bu yaklaşımlara alıştık. Ve eleştirel yaklaşımlar gelişmemiz için, doğruları, başka perspektiflerden görebilmemiz açısından önemli. Kent dinamikleri içindeki rolümüz önemimiz bu. Kentin daha yaşanabilir, Türkiye’deki büyükşehirler içerisinde önde gelen bir şehir olması için, kentin beyni olarak çalışmalar yapıyoruz. Bilimsel etik adına ve yaşadığımız şehir olduğu için Mersin’i daha mutlu refah şehri olarak görmek istiyoruz. Bunun için de elimizden geleni yapmak istiyoruz.

Üniversite-sanayi iş birliği kapsamında Mersin Üniversitesi’nin ekonomik bağlamda kente katkılarını değerlendirebilir misiniz?

Bu sorunuza birkaç açıdan bakmak gerekiyor. Mersin Üniversitesi öğrenci ve çalışanlarıyla yaklaşık olarak 45-46 bin civarında bir nüfusa sahip bir aile, kurum. 2024 yılında özel bütçeden gelen yaklaşık 4 milyar lira bir gelirimiz var.  

Döner sermaye işletmemizin, hastaneye bağlı ve diğer birimlerimizin getirmiş olduğu gelirleri bulunuyor. Bu gelirler de tahmini olarak 1.5-2 milyar lirayı bulan gelirdir. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığının işletmesi var. Onun da kantin, yemek gelirleri veya diğer hizmet gelirleri gibi çok ciddi gelirleri oluşuyor. Ekonomideki kural şudur, bu bütçe çarpan etkisi ile düşündüğünüzde 3-4 katını bulur. Yani Mersin Üniversitesinin Mersin ekonomisine neredeyse 20 milyar liraya yakın bir gelir etkisi oluşuyor. Mersin Üniversitesinin tabii ki gelirleri gibi giderleri de bulunuyor. İnsanlar maaş alıyorlar ve şehirde harcama yapıyorlar. Mersin’e ciddi bir ekonomik girdi var. Öğrencilerin harcadıkları, konaklama, giyinme, barınma gibi ihtiyaçlar için yaptıkları harcamalar Mersin ekonomisine için canlılık yaratıyor.

Mersin Üniversitesi, sanayicilere, firmalara, sanayinin ihtiyaçlarının giderilmesinde, bilimsel bilginin sağlanmasında çeşitli danışmanlık ve proje hizmetleri vermektedir. Ayrıca Mersin Teknoparkı ve Mersin Agropark gibi faaliyet gösteren tüm teknoloji geliştirme bölgelerinin ortağı olarak; özellikle girişimci ruhun canlı tutulması, firmalara destek sunmak, öğretim üyelerimizin sanayiye, ekonomiye katma değer yaratıcı ürünler üretmeye katkı vermesi için bu tip organizasyonlar içinde yer alıyoruz. Ayrıca yerel yönetimlerle, belediyelerle, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarıyla da çok sayıda proje geliştiriyoruz. Kurumsal olarak ve uluslararası arenada fon getiren aynı zamanda da kente ekonomik katkı sağlayacak, Mersin kentinin rekabet gücünü artıracak projelerin içerisinde mutlaka yer alıyoruz. Öğretim elemanlarımız kent için hazırlanan bütün ekonomik planların içinde, kentte yer alan iş örgütlerinin stratejik yönelimlerinin belirlenmesiyle ilgili toplantılarda, paydaş olarak yer alıyorlar ve fikirler veriyorlar. Örneğin Mersin’in Ulaşım Master Planı içerisinde Mersin Üniversitesi’nin konuyla ilgili öğretim elemanları yer alıyorlar. Organize Sanayi Bölgesi’nin gelişimiyle ilgili birtakım planlamalar yapılırken öğretim elemanlarımız planlamaların içerisinde yer alıyorlar. Kentin ekonomik gelişimine ki Mersin üç ana sektör üzerinden sürdürüyor gibi hâkim bir görüş var: “Turizm, lojistik ve tarım” Bunların üçü üzerinde projeler geliştiriyor, diğer kurumların geliştirdikleri projelerde de mutlaka yer alıyoruz.

Üniversitemizin sosyal ve kültürel bağlamda kente katkılarını değerlendirebilir misiniz?

Üniversite olarak temel amacımız bilimsel gelişimdir. Bilimsel gelişim aynı zamanda da içinde var olduğumuz kentin sosyal ve kültürel yapısına, dokusuna daha çağdaş, daha modern bir anlam katmaktır. Mersin 1990 yılındaki Mersin değil. Çünkü 32 yıldır Mersin Üniversitesi var. Mersin Üniversitesi şehrin sosyal dokusunu, entelektüel düzeyinden dolayı çok daha yükseltici bir rol oynuyor. Eğitim ve eğitimin sosyal yaşama yansımaları konusunda Mersin Üniversitesi şehrin bütün ortalamalarını yükselten, kentin diğer kentlerle karşılaştırılmasında pozitif etki yapan bir kurumdur. Öğrencilerimizin yarıdan fazlası başka kentlerden geliyor. Bu sayede Mersin’de eğitimli nüfus çeşitliliği yaşanıyor. Eğitimli bir nüfus buraya eğitim almaya geliyor ve Mersin sevdalısı oluyor. Ayrıca kültürel anlamda da Mersin Üniversitesinin pek çok bölümü, programı Mersin’in kültürel gelişimine müthiş katkı veriyor. Örnek vermek gerekirse, Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı çocuklarımıza ve gençlerimize müzik eğitimleri, diğer sanat eğitimlerini veren önemli bir kuruluş. Ayrıca halka ve topluma katkı verecek müthiş hizmetler yapıyorlar. Konservatuvarımızda, Mersinli çocuklarımız keşfediliyorlar, aralarından sanatçılar müzisyenler, besteciler çıkıyor. Bu Mersin’e çok büyük bir katkıdır. Mersin Üniversitesi olmasaydı bu katkı da olmayacaktı. Klasik müzik ve oda müziği konserleri veriliyor. Mersin’e normalde uğramayacak sanatçılar, burada ağırlanıyorlar ve performans sergiliyorlar. Bu durum, Mersin için yine önemli. Güzel Sanatlar Fakültemizin resim, heykel hocaları Mersin’de pek çok sanat etkinliklerinde, sanatla ilgili yani Mersin kentinin nefes almasını, insan olduğunun farkına varmasını sağlayacak etkinliklerde bulunuyorlar.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Diş Hekimliği Hastanesi, Onkoloji Hastanesi… Bunları da düşündüğünüzde, insanların başka şehirlerde şifa bulmak arayışında olduğu bir dönemden, en üst düzeydeki hekimlerden tedavi hizmeti olanağına sahip olduğu bir döneme geçildi. Mersin Üniversitesi’nin varlığı kent için büyük bir avantajdır. İnsanlar önceden onkoloji tedavisi için Ankara, İstanbul, Adana ve İzmir gibi bu tedavi olanaklarının olduğu kentlere gitmek zorunda kalıyorlardı. Bugün üniversitemizde bu hizmetler en üst düzeyde veriliyor. Özel gereksinimli çocukların diş, çene tedavileri önceden çok zahmetli oluyorken artık Diş Hekimliği Hastanemizde bu tedaviler yapılabiliyor. Sürekli Eğitim Merkezinin, teknik, sanatsal, beceri geliştirme konusunda farklı kursları oluyor. Mersin Üniversitesi başka üniversitelerin personel sınavlarını dürüst bir şekilde yaptığı için sürekli talep görüyor. Deniz Ticaret Odası’nın katkılarıyla yapılan Denizcilik Fakültesi binası bitmek üzere, birkaç ay sonra faaliyete girecek. Mersin bir liman kenti ve denizcilikte de atılım yapıyor. Bunlar, Mersin’e dokunan şeyler. Sonuç olarak sosyal, kültürel, sağlık anlamında kente biz müthiş bir katkı sunuyoruz.

İnovasyon konusuna önem verdiğinizi ve bu konuda çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Mersin Teknoloji Transfer Ofisi ile İleri Teknoloji Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi başta olmak üzere çeşitli birimlerde İnovasyon’a dayalı projeler yürütüldüğünü biliyoruz Üniversitemizde İnovasyon konusunda neler yapılıyor? Bu konudaki hedefleriniz neler?

İnovasyon çok popüler ve iyi bir kelime. Bu nedenle inovasyonu icattan ayırmak lazım elbette. Her icat inovasyona dönüşecek diye bir kural yok, dönüşmez de zaten. İnovasyon, aslında bir ticari icat anlamına gelir normalde. Ticarileştirilmiş, ticarileştirilebilen bir icat. Bir inovasyonun daha doğrusu bir icadın, inovasyon olabilmesi için ticari bir faydasının olması lazım. Pek çok icat, icat olduğuyla kalır. Yani ürün, fikir ya da bir sistem geliştirme olarak düşündüğünüzde, öyle kalır. İnovasyon olabilmesi için önemli olan ticari fayda sağlamasıdır. O nedenle zor bir iştir. Örneğin, mühendisler, kimyagerler bir cihaz geliştirirler, bir icat yaparlar. Orada göz ardı edilen hem piyasanın kuralları hem de tüketici talepleri olabilir. Öyle olunca bu icatlar başarıya ulaşmayabilir. Ama üniversiteler temel araştırma merkezleridir. Yani amacı inovasyon yapmak değil, icat yapmak olan yerdir. Temel araştırma yapılır. İcat temel araştırmalar sonucu çıkar, inovasyon ise uygulamalı araştırmalar sonucu çıkar… Ama üniversitelerin temel görevi, temel araştırmalar yapmaktır. Günümüzde inovatif ürünlerin de buradan çıkması bekleniyor. Böyle bir misyon da üniversitelere veriliyor. Bu amaçla üniversiteler, teknoloji transfer ofisleri veya çok üst düzey laboratuvarlar kuruyor ve işletiyorlar. Yani öğretim elemanlarından çıkan icat fikirlerini, patentlenebilecek, telif hakkı alabilecek fikirlerin ekonomik değerlerini koruyabilmek ve gelir elde edebilmek için teknolojinin transferini sağlayacak birimler kuruyorlar. Bizim üniversitemizin de Teknoloji Transfer Ofisi bu işlevi görüyor. İleri Teknoloji Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezimiz ise büyük bir laboratuvar. Orada araştırmaların yapılıp sonuçlarının inovatif ürünlere dönüştüğü ve bunun daha sonra Teknoloji Transfer Ofisi aracılığıyla sanayiye veya ekonominin diğer aktörlerine aktarıldığı bir yapı bulunuyor. İnovasyon sadece teknolojiyle ilgili olmak zorunda da değil. İnsanlar tabii bu kavramları, teknolojik, yazılımla, bilişimle ilgili bir şey olması lazım gibi farklı algılıyorlar. … Öyle bir şey yok. İnovasyon tüketiciye fayda sağlayacak ürünlerin, ticari değeri olan ürünlerin konusudur.  Çok basit bir ürün üretebilirsiniz. Bu ürün insanlara fayda sağlıyorsa, ticari değer yaratır, ürün satılır. Katlanabilen tencere, tava sapı yapıyorsunuz; bu inovasyona çok güzel bir örnektir. Bulaşık makinasına çok rahat sığar; insanların ihtiyacını çok rahat giderir. Elektrikli araç üretiminde enerji sistemini değiştirilmesi de bir inovasyondur. İnovasyon, fayda sağlama üzerine kurulu bir olgu. Fayda sağlamayan bir şey inovasyona dönüşmüyor. Projeler, araştırmalar yapan ve teknoloji ile ilgili kurumlar bu yönde konuştukları için insanların algısı bu yönde gelişti. İnovasyon her zaman teknolojik olmak zorunda değil. Örneğin Turizm Fakültesi gastronomiyle ilgili bir şey bulabilir. Eczacılık Fakültesi çok basit ve zararsız bir ağrı kesici geliştirebilir. Mesela tarımda çok daha basit bir gübre geliştirirsiniz, toprağa daha faydalı olur, zarar vermez, ürünlerdeki pestisit etkilerini azaltır… Bunlar çok teknolojik değiller ama hepsi bir inovasyondur. İş süreçlerini kolaylaştırabilme de bir inovasyondur. Örneğin üniversitemizde yemekhane hizmetlerinden yararlanabilmek için kimlik kartlarımıza para yüklemek de bir inovasyondur. Eskiden para veriyorduk, fiş alıyorduk. Kısacası insan yaşamını kolaylaştırıcı her şey inovasyondur.

10 Kasım 2024 tarihinde 32. yılını dolduracak olan Mersin Üniversitesi’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?  Bu konuda yapacağınız çalışmalar hakkında bilgi alabilir miyiz?

Mersin Üniversitesi hep genç bir üniversite olarak görülüyordu artık değiliz. 32 yıl oldukça uzun bir süre. Olgunlaşan bir üniversiteyiz. Gelecekteki yerimiz, Akdeniz Bölgesi’nin en önemli üniversitelerinden biri olmaktır. Sıralamalarda yerimizi yükseltmektir. Araştırma üniversitesi olma konusunda bir çabamız var. Türkiye’deki belirlenmiş olan araştırma üniversiteleri arasına girme hedefimiz var. Bunun yanı sıra da Mersin’in, bölgenin kalkınmasında lokomotif rol oynamayı kendimize misyon edindik.  Mersin’e uygun, kente katkı sağlayacak fakültelerin kurulması için çalışmalarımız var. Mersin Üniversitesi çok farklı bilim dallarını bünyesinde bulunduran multidisipliner bir üniversite. Özellikle sağlık konusunda da ciddi atılımlar yapmayı hedefliyoruz. Elbette yeni yatırımlar ülkenin ekonomik şartlarından etkilenebiliyor. Ama yatırımlarımız kesintisiz devam edecek. Üniversitemizin özellikle enerji, savunma ve lojistik konusunda girişimleri olacak. Bunları Mersin’in stratejik sektörleri olarak gördüğümüz ve Mersin kentinin bir paydaşı olduğumuz için ön görüyoruz. Mersin Üniversitesi gelecekte daha da iyi olacak. Buna eminim. Sonuçta üniversiteler 10 yıllarla ölçülebilecek, değerlendirilebilecek kurumlar değiller. Çünkü tarihleri çok daha uzun. Üniversiteler her zaman üstüne bir tuğla daha koyarak yükseliyor. Mersin Üniversitesi de kuruluşunda iki daireden oluşan bir üniversiteyken personel, öğrenci sayısı, arazisi, bütçesiyle koskoca bir üniversiteye dönüştü. Üniversitemiz Mersin’in en önemli en büyük kurumlarından biri.