Doç. Dr. Özgür Yılmaz’dan Çevre Dostu Yeni Bir Yöntem

Üniversitemiz Fen Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özgür Yılmaz’ın kabul edilen TÜBİTAK projeleri ile Türkiye’de ve dünyada olmayan çevre dostu yeni bir yöntemin geliştirilmesi hedefleniyor. Yılmaz’ın “Yeni bir fotokimyasal yöntem ile tersiyer ve sekonder aminlerden amitlerin sentezi ve reaksiyon mekanizmasının aydınlatılması” başlıklı TÜBİTAK 3501 projesi 2 yıl ve “Tersiyer Aminlerin N-Dealkilasyon Tepkimesi için Fonksiyonel Grup Toleransı Yüksek Olan Yeni Yöntemin Geliştirilmesi ve İlaç Metabolitlerinin Sentezlenmesi” başlıklı TÜBİTAK 1002 projesi de 10 ay sürecek.

Projeyle ışık enerjisi kimyasal enerjiye dönüştürülecek

İlk olarak TÜBİTAK 3501 projesi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Özgür Yılmaz, amit fonksiyonel grubu içeren moleküllerin sahip olduğu biyolojik özelliklerin yanı sıra plastik ve agrokimya gibi birçok endüstriyel alanda kullanılan bir molekül sınıfı olduğunu söyledi. Bu moleküllerin sentezlenmesi için bilenen klasik yöntemler olmasına rağmen, uygulama potansiyeli yüksek ve çevre dostu yeni yöntemlerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, literatürdeki mevcut sınırlı yöntemlerin hepsinin yüksek sıcaklık gerektirmesi, fonksiyonel grup toleransının düşük olması gibi bazı sınırlamaları olduğunu, bu nedenle bu proje fikrinin ortaya çıktığını kaydetti. Doç. Dr. Yılmaz: “Bu sınırlamalara rağmen alanında prestijli dergilerde yayınlanan literatürdeki çalışmalara ait tüm eksiklikleri giderebilecek yeni bir yöntemin, son yıllarda çokça kullanılmaya başlanan çevre dostu ve ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştürüldüğü fotoredoks katalizöleri ile geliştirilmesi düşüncesiyle proje tasarlanmıştır. Proje kapsamında basit, aromatik ve ilaç etken maddesi olan kompleks yapıdaki tüm tersiyer ve sekonder amin yapılarından amitlerin sentezlenmesine olanak sağlayan yeni bir yöntemin geliştirilmesi ve çeşitli karboksilik asitler ile de tepkimeler yaparak farklı amit moleküllerinin sentezlenebileceğinin gösterilmesi projenin hedefleri arasındadır.” dedi.

“Çevre dostu proje”

Geleneksel yöntemlerde meydana gelen yan ya da istenmeyen ürünlerin oluştuğunu ve kullanılan reaktiflerin çevreye zararlı kimyasallar olabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Yılmaz, bunların bertaraf edilmesinin ekstra maliyet getirdiğini ve düzgün bertaraf edilmediği takdirde doğal yaşama zarar verebildiğini ifade etti. Doç. Dr. Yılmaz bu açıdan projelerinin daha çevre dostu olduğunu söyledi.  Ayrıca proje kapsamında sentez aşamasında kısa sürede yüksek verimlerde ürün sağlanacağını belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Projemizde aslında yeni bir teknik keşfinden ziyade yeni bir yöntem geliştirilmesi hedefleniyor. Son yıllarda çokça kullanılmaya başlanan modern bir tekniği kullanarak katkılayabileceğimiz maddeleri belirleyip etkili bir yöntem geliştirmeye çalışıyoruz. Bu açıdan amitlerin sentezlenmesine olanak sağlayan, Türkiye’de ve dünyada olmayan yeni bir yöntemin geliştirilmesini hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.

2023 yılında başlayan ve iki yıl sürecek olan proje kapsamında İrem Akgül, Merve Doğan yüksek lisans bursiyeri, Vahide Koyun ise lisans bursiyeri olarak görev alacak.  Literatüre katkı sunmasının dışında araştırmacı yetiştirilmesinin projenin çok önemli bir sonucu olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Ayrıca projeye katkı sağlayan ‘Birlikte Çalışıp Birlikte Başaracağız’ (BİÇABA) burs programı kapsamında iki bursiyemiz bulunuyor.  TÜBİTAK’ın BİÇABA programının amacı, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin etkilediği illerinde, afetten doğrudan etkilenen lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile doktora sonrası araştırmacıların, araştırma ve geliştirme faaliyetleri içerisinde bulunmalarını teşvik etmek ve desteklemektir.” dedi.

Geliştirdikleri yöntemin ilk denemelerde beklenilen güzel sonuçları verdiğinin altını çizen Doç. Dr. Yılmaz, bu sonuçların uluslararası dergilerde yayınlanmasını ve ilgi görmesini beklediklerini; kısa vadede bilim dünyasıyla bu sonuçları da paylaşmayı hedeflediklerini vurguladı.

“Metabolitlerin sentezlenebilmesi için yeni bir yöntem keşfetmeye çalıştık”

TÜBİTAK 1002 projesi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Özgür Yılmaz, hızlı destek projesi olan projenin daha önce yaptıkları bir çalışmanın devamı olduğunu ve burada da bağlı olan grubun yapıdan ayrılmasını sağlamak için bir yöntem geliştirmeye çalışacaklarını ifade etti. İnsan vücudunun etkilendiği gıda katkı maddesi, pestisit gibi biyolojik sistemimize yabancı kimyasallar bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Yılmaz bu yabancı kimyasalların vücudumuza girdiği andan itibaren toksik etkilere örneğin hücre yıkımına ve uzun vadede de belli başlı hastalıklara sebep olabildiğini vurguladı. İlaçların da biyolojik sistemimizle alakalı olmayan ancak pozitif etkilerinden faydalandığımız yabancı kimyasallar sınıfında olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, ilaçların vücuda alınmasından itibaren meydana gelebilecek toksik etkilerin giderilmesini sağlayan enzimler bulunduğunu, son dönemlerde ise bazen asıl ilaç etken maddesinin alınan değil de bu enzimler tarafından dönüştürülen moleküller olabildiğini belirtti. Doç. Dr. Yılmaz: “O zaman biz yeni üretilecek bir ilacın vücut içerisinde neye dönüşebileceğini bilmek zorundayız? Tersiyer amin yapıları hali hazırda ilaç endüstrisinde kullanılan bir çok ilacın yapısında mevcut. Biz tersiyer amin grubu içeren etken maddelerinin özellikle metabolizmada ya da N-Dealkilasyon sonucunda metabolitinine dönüştüğünü biliyoruz. Biz de vücutta biyolojik proseste gerçekleşen bu tepkimenin bir taklidini geliştirerek laboratuvar ortamında bunların sentezlenebilmesi için yeni bir yöntem geliştirmeye çalışıyoruz. Metabolitlerin sentezlenebilmesi için yeni bir yöntem keşfetmeye çalıştık. Mevcut yöntemlerde sınırlamalar vardı. Kendi geliştireceğimiz yöntemle çok ağır şartlar gerektirmeyen ucuz, moleküldeki diğer yan gruplara bakılmaksızın onlardan etkilenmeden yalnızca tersiyer amin gruplarını dealkile eden yeni bir yöntem geliştirmeye çalışacağız.” diye konuştu.