Ar-Ge Vergi Teşvik

Ar-Ge, TÜBİTAK tarafından yapılan tanıma göre  “bilim ve teknolojinin gelişmesini ilerlemesini sağlayacak yeni ya da var olan bilgiler ışığında yeni malzeme ve araçlar üretmek, mevcut sistemleri geliştirmek ve yeni sistemler ile hizmetler oluşturmak gayesiyle yapılan çalışmalar” dır. Finlandiya Eski Başbakanı Esko AHO’nın ifade ettiği üzere  “Ar-Ge parayı bilgiye dönüştüren, yenilik ise bilgiyi paraya dönüştüren süreçtir ancak sadece para değil ayni zamanda insanlığın yaşamını da iyileştiren süreçdir. İşin içinde birde yaşam kalitesini artırmakta var.”

Tüm dünyada teknolojide baş döndüren gelişmeler yaşanmaktadır.  Küresel rekabet koşularında bu gelişmelere ayak uydurmak özellikle de bilgiye yatırım yaparak uluslararası ticarette avantajlı hale gelmek için birçok firma Ar-Ge ya da tasarım merkezi kurmaya yönelmektedir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde, 1301 Ar-Ge merkezi kurulurken, 327 tasarım merkezi faaliyet göstermektedir. (https://www.sanayi.gov.tr/arge-tasarim-merkezleri-ve-tgb) Dijitalleşen dünyada her geçen gün arge merkezleri ve tasarım merkezleri daha da artış gösterecektir.

Anayasamızın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal devlet anlayışında ise yeni iş alanlarını geliştirilmesi, istihdamın artırılması, mevcut işgücünün verimli ve etkin kullanılması temel hedefler arasında yer aldığı için Ar-Ge çalışmaları teşviklerle desteklenmektedir. Sosyal hukuk devleti anlayışının sonucu olarak yasa koyucu tarafından 2008 yılında 5746 sayılı Ar-Ge ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’u yürürlüğe konulmuştur. Yasa koyucu Ar-Ge tasarım merkezlerini desteklemek amacıyla teşviklerin yanı sıra vergisel avantajlar da öngörmüştür. Bu bağlamda hem doğrudan vergi teşvikleri hem de personel teşvikleri söz konusudur.

Ar-ge çalışmalarının desteklenmesi sadece yeni iş alanları uluslararası rekabet gücünü artırılması açısından değil çevrenin koruması açısından da önem ifade etmektedir. Sanayi devrimi ile birlikte artan sanayileşme ve ekonomik büyümenin sonucu olarak doğal kaynakların hızla tükenmesinden kaynaklı fosil yakıt kullanımının yaygınlaşması sera gazı emisyonlarının artması bir dizi çevre sorununu beraberinde getirmiştir. Devletler çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin ortaya çıkardığı zararları azaltmak amacıyla çevreyi korumaya yönelik Ar-Ge çalışmalarını da vergisel avantajlarla desteklenmektedir.  Türk hukukunda Ar-ge çalışmalarının çevreyi korumayı hedefleyen teknoloji ve bilgi arayışına arayışına yönelmesi için yasal düzenlemeler yapılmıştır. Örneğin e6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 80.i maddesi kapsamında teşviklerden yararlanmasına karar verilen ve bu kapsamda sera etkisi yaratan egzoz gazı salınımını tamamen ortadan kaldıracak teknolojilerin geliştirilmesi için münhasıran Türkiye’de gerçekleştirdikleri Ar-Ge faaliyetleri sonucunda geliştirdikleri elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de imal eden mükellefler, vergisel avantajlarla desteklenmektedir.

Sosyal devlet ilkesinin nihai sonucu olarak ortaya çıkan, Ar-Ge çalışmaları konusunda yasal zemine oturtulmuş devlet teşvikleri, ekonomik büyümeye katkı sağlamakta ülkelerin refah seviyesini yükseltmekte bunun yanı sıra sanayileşmenin neticesinde karşı karşıya kaldığımız çevre kirliliği, çevre kirliliğinin sonucu olarak ortaya çıkan küresel ısınma gibi bir çok soruna çözüm arayışına araştırmacıları yöneltmektedir.