Dünya/Türkiye/Mersin

Michael Jackson ‘ın Ay yürüyüşü bir inovasyon mudur? diye bir soru ile başlayıp asıl konumuza dönelim ve bunun cevabını en son verelim. Yıpratıcı Inovasyon, Frascati kılavuzunda belirtilen yaratıcılığın Oslo kılavuzundaki dönüşümüdür. Bu iki kılavuz sırası ile Ar&Ge ve inovasyon projelerinin temel özelliklerini ortaya koyar ve tüm akademi dünyasında oldukça bilinen bir durumdur. Peki Nietzsche’nin yaratıcı yıkım’ ı sizlere tanıdık geliyor mu?
Bu trio (Yaratıcılık, Yıpratıcı İnovasyon ve Yaratıcı Yıkım) aslında içerisinde Ar&Ge, Inovasyon ve Girişimcilik içeren projelerin tüm ve THS (Teknoloji Hazırlık Seviyeleri) dediğimiz, Bilgi-Teknoloji- İş geliştirme aşamalarını anlatan süreçlere bakışın özeti konumunda. Projeler Yaratıcı olacak, Yıpratıcı olacak ve Yaratıcı Yıkım’ ı getirecek. Bunlar yoksa proje koca bir hikâyeden ibarettir.
Tabii burada, zihniyet (pisikolojik düşünce yapısı, zihinsel veri seti) dediğimiz ve bu mahallenin beylik kelimelerinden biri olan “Mindset” in bu trio’ yu özümsemesi gerekir. Onun ötesinde bu zihniyetin harekete geçmesi ve vücut bulabilmesi için bir de kalp yani duygu veri setinin (Heartset) hazır olması ve bu ikisinin aynı frekansta salınması gereklidir. Bu ikisinin aynı frekansta salınması (rezonans yani divine hali) aslında inovasyon için doğum sancısıdır.
Mevlâna kendi döneminde Konya’ da ev ev dolaşmış ve bana vereceğiniz bir deliniz (divine boyutlu insan manasına) var mı diye sormuş. Acaba bunu girişimciliğin sahne aldığı Pitching Session’ lara bağlayabilir miyiz? Mevlâna Konya’ da aramıştı biz de Mersin’ de arayabilir miyiz? ama tabii daha modern yöntemler kullanarak. Girişimcilik süreçleri ve özellikle Teknolojik Girişimcilik süreçleri yaratıcılık adına Tanrı’ nın daha yoğun müdahale ettiği alanlar ve çok kıymetli alanlar. Buralarda aslında şehir şehre refahı getirecek teknolojik doğumlarını yapıyor ve tabii deli (divine) çocukları ile. Bu süreçte hocaların hocası Platon’ un deyimiyle “ilahi bir çılgınlık (divine madness) devrede olacak ve İkbal’ in Tanrım sen bana Akıl verdin şimdi de bir delilik ver ki yeni bir şeyler yapayım söylemi vücut bulacaktır.
TUBİTAK’ ın Yenilik Zinciri, Bilgi Geliştirme-> Teknoloji Geliştirme -> İş Geliştirme süreçlerini – Teknoloji Hazırlık Sevileri (THS 1-9) bağlamında ele almakta ve yukarıda bahsettiğimiz Yaratıcı-> Yıpratıcı->Yıkıcı özellikleri akışında barındırmaktadır. Bu aslında uyutmayan bir fikrin temel araştırma (Pure Researh) ile başlayan ve yaratıcı yıkım ile biten bir dönüşüm serüvenidir. Tabii burada fikrin ne kadar büyük olduğu, sürecin bütçesi ve zamanı ve süreç sahibi haricinde sürece girip çıkan insan kaynağı (talent) gibi parametreler çıkan ürünün derin teknoloji (Deep Tech) seviyesini de ortaya koyacaktır. Bunu şöyle örnekleyebiliriz; örneğin çip üretim bandı i7 işlemci üretmek üzere yapılandırıldı ve sistem devreye alındı. Banda giren tüm girdiler aynı olmasına ve üretim bandı standard olmasına rağmen çıkan çiplerin örneğin %80’ i i7, %10’ u i5 geri kalanı daha düşük nitelikte. Dolayısı bu süreçler ile Aristo’ nun Holizm’ in de ortaya konulduğu gibi “Bütün, parçaların toplamından fazladır” veya Külli İrade kendisini oluşturan Cüz’ i iradelerin toplamından daha farklı bir şeydir söylemlerine, kavramlarına uygun süreçlerdir. Tüm bu anaforlar aslında bir fikrin yıpratıcı bir teknolojiye dönüşmesi ve sonrasında yaratıcı yıkama evrilmesi (Yapay Zeka gibi) süreçlerindeki dalgaların iyi yönetilmesi ve bazen de iyi yönetilememesi ile ilgilidir.

Atina (Yunanistan), 20 Eylül 2025. TUBİTAK’ ın da resmi danışmanı olan Nikolaos Floratos ile Horizon Europe Projeleri çalışması.
Ülkemizin TÜBİTAK üzerinden yapılandırdığı Araştırma – İnovasyon – Girişimcilik süreçleri bizim de dahil olduğumuz Avrupa boyutunda – Ufuk Avrupa (Horizon Europe) gibi dünyanın en büyük bir programı olarak ortaya çıkmaktadır. 95.5 Milyar Euro’ luk devasa bir bütçeye sahip olan program ile aslında temel kaygı Amerika ve Uzak doğu (başta Çin, Kore olmak üzere) ile olan rekabeti kazanmak. Paranın çuvalla ve alt yapının ve fırsatların nerede ise sonsuz sunulduğu ortamda ana açık INSAN ama sokaktaki değil, yeme içme üreme dışında kaygıları olan INSAN. Tabii bu İNSAN’ a ulaşmak kolay değil. Uluştığında ise elinde tutman kolay değil. Çünkü inovasyon istiyorsan ulaşman gereken İNSAN’ a ulaşman ve onu elinde tutman gerekiyor.
Yazımız her ne kadar araştırma boyutunu içerse de ana temamız İnovasyon idi. Bu inovasyona teknolojinin dışında bir örnek vererek konumuzu kapatalım. Michael Jackson’ın “Ay Yürüyüşü” (Moonwalk) sadece bir dans hareketi mi ? tabii ki değil, müzik sektörünü derinden etkileyen bir inovasyondur. Ay yürüyüşü Michael Jackson’ın icat ettiği bir hareket değildi. Daha önce “backslide” adıyla sokak dansçıları ve mimi sanatçıları tarafından yapılıyordu. Jackson’ın inovasyonu, bu niş hareketi ana akım pop kültürünün tam kalbine taşıması, onu mükemmelleştirmesi ve kendi ikonik kişiliğiyle birleştirerek ölümsüzleştirmesiydi. Ay yürüyüşü, “müzikal inovasyon”un sadece sesle sınırlı olmadığının en büyük kanıtıdır. O, hareketin, görselliğin ve sahne performansının da bir inovasyon alanı olduğunu dünyaya göstermiştir. Bu tek hareket, müzik endüstrisinin ekonomisini ve beklentilerini değiştirerek, bir sonraki performansçının sadece “yeni bir şarkı” değil, “yeni bir an” yaratması gerektiği standardını belirlemiştir. Bu yönüyle, Ay yürüyüşü teknolojik bir icat olmasa da, kültürel ve sanatsal bir inovasyon şaheseridir ve aslında tıpkı şu an Yapay Zeka’ nın yaptığı gibi müzikte yaratıcı yıkımı getirmiştir.