Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir

Bölgesel ve Sektörel Düzeyde Ar-Ge Destekleri Artırılmalı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ülkemizin Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerine ilişkin en güncel veriler 2024 yılına aittir. Buna göre, Türkiye’nin Ar-Ge harcaması 2024 yılında 19,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Böylece, ülkemizin 2024 yılında 1.358 milyar dolar olan gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH) içinde Ar-Ge harcamalarının payı yüzde 1,46 olmuştur. Bu oran, 2009 yılından bu yana düzenli olarak artış göstermektedir.

Ülkemizin Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payının sürekli artış eğiliminde olması olumlu bir gelişmedir. Ancak bu oran, Türkiye’nin de üyesi olduğu Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ülkelerinin ortalaması olan yüzde 2,72’nin neredeyse yarısı kadardır. Örneğin, OECD verilerine göre İsrail’in Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 6,76 düzeyindedir. Aynı oran Kore için yüzde 5,73, Tayvan için yüzde 4,10, Japonya için yüzde 3,62, İsveç için yüzde 3,56 ve Amerika için ise yüzde 3,44 seviyesindedir.

ÜlkeAr-Ge Harcamaları / GSYH (%)
İsrail6,76
Kore5,73
Tayvan4,10
Japonya3,62
İsveç3,56
ABD3,44
OECD Ortalaması2,72
Türkiye1,46

Diğer yandan, dünya genelinde Ar-Ge büyümesinin lokomotifi iş dünyasıdır. OECD istatistiklerine göre, 2024 yılında toplam Ar-Ge harcamalarında özel sektörün payı OECD ülkelerinde yüzde 73 düzeyinde gerçekleşirken, bu oran AB-27 ortalamasında yüzde 67’dir. Türkiye için ise yüzde 65’tir. EU Industrial R&D Scoreboard verilerine göre, dünyadaki toplam özel sektör Ar-Ge harcamalarının yüzde 90’ı 2.000 şirket tarafından yapılmaktadır. Listenin ilk dört sırasında 708 şirket ile ABD, 522 şirket ile Çin, 185 şirket ile Japonya ve 111 şirket ile Almanya yer almaktadır. Türkiye’den ise bu listede sadece bir şirket bulunmaktadır. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) istatistiklerine göre Türkiye, Öncü Teknolojilere Hazırlık Seviyesi Endeksi’nde 55’inci sıradadır.

Akdeniz Bölgesi’nin Ar-Ge Payı Sadece Yüzde 3,82

İlimiz ve Akdeniz Bölgesi’nin, Türkiye’nin 19,9 milyar dolarlık Ar-Ge harcamalarındaki payı incelendiğinde tablo daha da olumsuzlaşmaktadır. TÜİK’in İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması verilerine göre, Mersin ve Adana’dan oluşan TR62 Bölgesi’nin Ar-Ge harcamaları 244 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiş ve ülke toplamı içindeki payı yalnızca yüzde 1,23 olmuştur. Tüm Akdeniz Bölgesi’nin toplam Ar-Ge harcaması 758 milyon dolardır ve Türkiye genelindeki Ar-Ge harcamalarından aldığı pay sadece yüzde 3,82’dir.

Bu tablonun oluşmasındaki ana etken, Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarının yüzde 65’inin özel sektöre ait olduğu dikkate alındığında, sanayinin Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşmasıdır. İstanbul’un tek başına Ar-Ge harcamalarından aldığı pay yüzde 33’tür. Marmara Bölgesi genelinde bu oran yüzde 50’ye çıkmaktadır. Diğer yandan, Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarının yüzde 35’i devlet ve yükseköğretim kurumlarına aittir ve bu alanda da Ankara öne çıkmaktadır. Ankara’nın Ar-Ge harcamalarındaki payı yüzde 28’dir. Böylece Marmara Bölgesi ve Ankara, ülke genelinde Ar-Ge harcamalarının yüzde 78’ini oluşturmaktadır.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 1.369 özel sektör Ar-Ge merkezi bulunmaktadır. Mersin’de yalnızca 11 Ar-Ge merkezi bulunmakta ve bu, toplamın yüzde 0,8’ine tekabül etmektedir. Akdeniz Bölgesi genelinde ise toplam 66 Ar-Ge merkezi (yüzde 4,8) yer almaktadır. İstanbul’da Ar-Ge merkezlerinin yüzde 32’si bulunmaktadır. Bu oran, tüm Marmara Bölgesi için yüzde 63, Ankara da dâhil edildiğinde yüzde 75’e ulaşmaktadır.

Ar-Ge’de Tarım ve Gıda Sektörünün Payı Yüzde 2,5

Ülkemiz, tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada ise yedinci sırada yer almaktadır. 32,6 milyar dolarlık tarımsal ihracat, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 11,9’unu oluşturmaktadır.

Tarım ve gıda sektörü Mersin için büyük önem taşımaktadır. Mersin, bitkisel üretim değerinde üçüncü, tarımsal ihracatta 4’üncü sıradadır. Ayrıca, Türkiye meyve üretiminde ilk sırada yer alırken, sebze üretiminde dördüncüdür. Diğer yandan, örtü altı meyve üretiminde birinci ve sebze üretiminde ikincidir. Türkiye’nin gerçekleştirdiği bakliyat ihracatının yüzde 88’i, narenciye ihracatının yüzde 43’ü ve yaş meyve-sebze ihracatının yüzde 27’si Mersinli firmalarca yapılmaktadır.

Son yıllarda tarım ve gıda sektörünün stratejik önemi daha da belirginleşmiştir. Buna karşın, ülkemizin 19,9 milyar dolarlık toplam Ar-Ge harcamaları içerisinde tarımsal Ar-Ge harcamaları sadece 530 milyon dolar düzeyindedir. Başka bir ifadeyle, tarımsal Ar-Ge’nin toplam Ar-Ge harcamalarındaki payı yalnızca yüzde 2,67’dir. Özel sektörde faaliyet gösteren 1.369 Ar-Ge merkezinin ise sadece 91’i, yani yüzde 6,7’si tarım ve gıda sektöründe faaliyet göstermektedir.

Bölgesel ve Sektörel Düzeyde Ar-Ge Destekleri Artırılmalı

Özetle:

  1. Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı yıllar içinde artarak yüzde 1,46’ya ulaşmış olsa da OECD ortalamasının yaklaşık yarısı kadardır.
  2. Marmara Bölgesi ve Ankara, Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarının yüzde 78’ini gerçekleştirmektedir. Akdeniz Bölgesi’nin payı sadece yüzde 3,82’dir.
  3. Stratejik öneme sahip tarım ve gıda sektörünün, mevcut Ar-Ge harcamalarından aldığı pay yalnızca yüzde 2,67’dir.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan “Rekabetin Yeni Dinamiği: Sanayide Teknolojik Dönüşüm” raporunda çok yerinde bir tespit yapılmaktadır:
“Yeni teknolojiler, verimlilik artışları ve sürdürülebilirlik göstergelerinde iyileşme imkânı sağlarken, aynı zamanda sektörler arasındaki sınırları da ortadan kaldırmaktadır.” Dolayısıyla tarım ve gıda sektörü de dahil olmak üzere tüm sektörler artık yalnızca kendi alanlarına odaklı kalmamakta; malzeme bilimi, yapay zekâ, enerji teknolojileri ve robotik gibi öncü teknoloji alanlarından beslenen platformlar haline gelmektedir.

Türkiye, tarımsal dış ticarette net ihracatçı konumdadır. Ancak ihracatımız, büyük ölçüde inovatif ve yüksek katma değere sahip olmayan ürünlere dayanmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkeler bu alanlarda yüksek bütçeli yatırımlar yapmaktadır. Rekabet gücümüzün korunması ve artırılarak sürdürülebilir hale gelmesi için geleneksel üretim ve ihracat modellerimizin yeniden ele alınması ve doğru Ar-Ge yatırımlarıyla yüksek katma değer yaratacak yeni modellere yönelinmesi gerekmektedir.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, ülkemiz şu anda dünyanın 16’ncı büyük ekonomisidir. Ancak Marmara Bölgesi’ne sıkışıp kalan sanayi ve teknoloji yatırımları hem bölgesel ve sektörel dengesizliklere yol açmakta hem de önemli riskler taşımaktadır. Bu doğrultuda devletimizden beklentimiz, bu dengesizliği ve riski ortadan kaldıracak şekilde bölgesel ve sektörel düzeyde yeni Ar-Ge teşvik mekanizmalarının ve yatırım modellerinin geliştirilmesi ve başta tarım-gıda sektörü olmak üzere mevcut desteklerin artırılmasıdır.

Mersin Ticaret Borsası Bakliyat Ürünleri Ar-GE ve Eğitim Merkezi

Bakliyat, Mersin’in tarımsal ihracat performansına en fazla katkı sağlayan ürün gruplarından biridir. İlde bakliyat üretimi sınırlı olmasına rağmen, Mersin; bakliyatın iç ve dış ticaretinde Türkiye’nin merkezi ve dünya ölçeğinde önde gelen ticaret noktalarından biri konumundadır. Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) verilerine göre, Türkiye’nin bakliyat ihracatının yaklaşık %88’i Mersin merkezli firmalar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu durum, Mersin’in bakliyat ürün grubunda ihracat açısından liderliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte, mevcut üretim yapısında bakliyatların büyük ölçüde düşük katma değerli ürünler olarak pazara sunulduğu; ileri işlenmiş, markalı ve ihracat değeri yüksek ürünlerin payının sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu durum, ilin güçlü hammadde ve işleme kapasitesinin ekonomik değere tam olarak dönüşemediğini göstermektedir. Özellikle protein bazlı ürünler ve fonksiyonel gıdalar gibi katma değeri yüksek ürün segmentlerinde üretim kapasitesinin geliştirilmesi önemli bir ihtiyaçtır.

Küresel ölçekte sağlıklı atıştırmalıklar ve bitkisel protein bazlı ürünlere olan talebin hızla artması, Mersin’in mevcut bakliyat işleme kapasitesinin daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu doğrultuda, Mersin Ticaret Borsası bünyesinde faaliyet gösteren Bakliyat Ürünleri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Merkezi (BAM) kurulmuştur.

BAM, Türkiye’de bakliyat sektörünün geleneksel yapısını dönüştürmeyi hedefleyen Ar-Ge odaklı çalışmalarıyla dikkat çekmektedir.

BAM’ın yürüttüğü çalışmalar, yalnızca üretim süreçlerini geliştirmekle sınırlı kalmayıp aynı zamanda küresel ölçekte bakliyat üzerine yapılan Ar-Ge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan bilgi birikiminin Türkiye’ye kazandırılmasını ve sektör paydaşlarının kullanımına sunulmasını kapsamaktadır. Bu yaklaşım, Türkiye’nin bakliyat alanında bilgiye dayalı üretim modeline geçişini desteklemektedir.

Merkezin en dikkat çekici faaliyet alanlarından biri ise, tüketici odaklı ürün geliştirme çalışmalarıdır. BAM, değişen beslenme alışkanlıklarını ve yeni gıda trendlerini dikkate alarak; vegan, glütensiz ve laktoz intoleransı bulunan bireylerin ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ürünler geliştirmektedir. Bu kapsamda nohut, fasulye ve mercimek gibi temel bakliyat ürünleri, yalnızca geleneksel tencere yemekleriyle sınırlı kalmayıp, farklı tüketim formlarına dönüştürülmektedir.

Özellikle geliştirilen “bakliyat bazlı peynir benzeri ürünler”, süt ve süt ürünleri tüketmeyen bireyler için alternatif bir çözüm sunmaktadır. Bu ürünler, kahvaltılık olarak ya da salatalarda kullanılabilecek şekilde tasarlanmakta hem besleyici hem de ekonomik bir seçenek oluşturmaktadır. Aynı zamanda, bakliyat tüketimini sevmeyen çocukların ilgisini çekerek bu besinlerin günlük beslenmeye dahil edilmesine katkı sağlamaktadır.

BAM’ın Ar-Ge faaliyetleri kapsamında bir diğer önemli hedef ise sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmaktır. Bu doğrultuda, bakliyat işleme teknolojileri, ürün geliştirme ve kalite kontrol alanlarında uzman Ar-Ge personeli yetiştirilmesi hedeflenmektedir.

Sonuç olarak Bakliyat Araştırma Merkezi, yenilikçi ürün geliştirme, bilgi transferi ve insan kaynağı yetiştirme faaliyetleriyle bakliyat sektörüne yeni bir vizyon kazandırmakta; Türkiye’nin yüksek katma değerli bakliyat ürünleri üretimi ve ihracatı açısından güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sağlamaktadır.