Üniversitemizde Yapay Zekâ Tabanlı Yerli ve Özgün Hayalet İnsansız Deniz Aracı Tasarlanacak

Mersin Üniversitesinde savunma sanayii konusunda başarılı çalışmaları bulunan Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Telekomünikasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Caner Özdemir ve ekibi önemli bir projeye imza atıyor. Yürütücülüğünü Prof. Dr. Caner Özdemir’in üstlendiği “Düşük Radar Kesit Alanlı Deniz Aracı Tasarımı İçin Elektromanyetik ve Akışkanlar Dinamiğinin Yapay Zekâ Destekli Bütünleşik Optimizasyonu” başlıklı proje, TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projeyle yapay zekâ tabanlı hayalet insansız deniz aracı tasarlanacak.

Prof. Dr. Caner Özdemir: “Bu proje, savunma sanayii açısından öncelikle düşük radar görünürlüğüne sahip yerli ve özgün insansız deniz aracı tasarımlarının geliştirilmesine katkı sunacaktır. Radar görünürlüğünün azaltılması, deniz platformlarının tespit, teşhis ve takip edilmesini zorlaştırarak özellikle keşif, gözetleme, taarruz ve asimetrik deniz harekâtlarında önemli bir operasyonel üstünlük sağlayacaktır. Bu yönüyle proje, geleceğin deniz harp konseptlerine uygun, hayatta kalma kabiliyeti yüksek platformların geliştirilmesine hizmet edecektir.” dedi.

Böyle bir projeye neden ihtiyaç duyuldu?

Günümüzde gelişmiş radar sistemlerinin yüksek çözünürlük ve çok bantlı çalışma yetenekleri, deniz platformlarının daha kolay tespit edilmesine neden olmakta ve bu durum özellikle askeri deniz araçlarında radar görünürlüğünün azaltılmasını kritik bir tasarım gereksinimi haline getirmektedir. Ancak mevcut tasarım yaklaşımlarında radar görünürlüğünün azaltılmasına yönelik çalışmalar çoğunlukla elektromanyetik analizlere odaklanmakta, hidrodinamik performans üzerindeki etkiler ise çoğu zaman ayrı değerlendirilmekte veya tasarım sürecine yeterince entegre edilmemektedir. Bu durum, radar görünürlüğü düşük olsa bile hidrodinamik performansı zayıf ya da operasyonel verimliliği düşük platformların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Bu projeye ihtiyaç duyulmasının temel nedeni, gelişen radar algılama teknolojileri karşısında deniz platformlarının radar görünürlüğünün azaltılmasının stratejik bir gereklilik haline gelmesidir. Radar görünürlüğünü düşürmeye yönelik tasarım değişiklikleri çoğu zaman hidrodinamik performansı da etkilediğinden, elektromanyetik ve hidrodinamik analizlerin birlikte ele alındığı çok disiplinli optimizasyon yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Yapay zekâ tabanlı optimizasyon yaklaşımları ise geniş tasarım parametrelerinin etkin şekilde analiz edilmesine imkân sağlayarak hem radarda düşük görünürlüğüne sahip hem de yüksek hidrodinamik performans sunan deniz araçlarının geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamıştır.

Çalışmanın temeli 2025 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan tescil alınan “Radar Görünürlüğü Azaltılmış Bir Cisim” patentine dayanmaktadır. Geleneksel gemi tasarım süreçlerinde elektromanyetik dalga saçılımı ile akışkanlar dinamiğinin genellikle ayrı ayrı incelenmektedir. Bu durum da tasarımda kısıtlamalara yol açtı. Projemizde, elektromanyetik saçılım analizi ile akışkanlar dinamiği benzetimlerini birbirlerine girdi sağlayacak şekilde, bütünleşik bir yaklaşımla ele alacağız. Bu iki alan arasındaki etkileşimi yapay zekâ tabanlı optimizasyon algoritmaları ile yöneterek optimum bir deniz aracı tasarım yöntemi geliştireceğiz. Böylece geminin radar görünürlüğünü azaltırken; stabilite, hidrodinamik direnç ve manevra kabiliyeti gibi kritik denizcilik performanslarını koruyan çözümler üreteceğiz.

Proje ne zaman başlayacak ve ne kadar sürecek?

Projeye Haziran 2026’da başlanılması düşünülüyor ve 36 ay sürecek.

Proje ekibinde kimler yer alıyor?

Proje ekibinde Mersin Üniversitesinde proje yürütücüsü olarak ben, Prof. Dr. Caner Özdemir, araştırmacı olarak Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Zeki Yetkin yer almakta; Ayrıca, Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesinden Prof. Dr. Ahmet Taşdemir, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Akman ile Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Bulut da araştırmacı olarak yer almaktadır. Projede ayrıca 4 adet lisansüstü öğrenci bursiyer olarak çalışacaktır.

TÜBİTAK destekli projenizle Yapay Zekâ Tabanlı “Hayalet İnsansız Deniz Aracı” tasarımı yapılacak. Dünyada ya da Türkiye’de bunun örnekleri bulunuyor mu?

Dünyada ve Türkiye’de insansız deniz araçları (USV / İDA) bulunmaktadır. Ancak “yapay zekâ tabanlı hayalet (stealth) insansız deniz aracı tasarımı” konsepti hâlâ araştırma-geliştirme aşamasında olan ve çok sınırlı sayıda çalışmanın bulunduğu bir alandır. Yani benzer platformlar var, fakat yapay zekâ tabanlı çok disiplinli ve özellikle elektromanyetik dalga saçılımı (Hesaplamalı Elektromanyetik) ve akışkanlar dinamiği (Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği) benzetimleri, bütünleşik bir çerçevede ele alınarak hem RKA azaltımı hem de hidrodinamik performansın optimizasyonu sağlanmış örnek bir tasarım bilgimiz dahilinde bulunmamaktadır.

Özetle, literatürde “hayalet” (stealth) özelliklere sahip insansız deniz araçlarına yönelik çalışmalar henüz sınırlı sayıda olup büyük ölçüde araştırma ve geliştirme aşamasındadır. Bununla birlikte, radar görünürlüğünün azaltılması, hidrodinamik performansın iyileştirilmesi ve yapay zekâ tabanlı çok disiplinli optimizasyon yaklaşımlarının birlikte ele alınarak optimum deniz aracı tasarımlarının gerçekleştirildiği kapsamlı bir çalışmaya, mevcut literatür ve erişilebilir kaynaklar kapsamında rastlanmamıştır. Bu durum, söz konusu alanın önemli bir araştırma boşluğu barındırdığını göstermekte olup, önerilen çalışmanın literatüre özgün bir katkı sunma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Yapay zekâ yaşamın her alanına girmeye başladı. Savunma sanayisinde sizce yapay zekâ desteğinin önemi nedir? Dünyada uygulamaları bulunuyor mu? Türkiye olarak ne durumdayız?

Savunma sanayisinde yapay zekâ (YZ) desteği artık “yardımcı teknoloji” değil, karar üstünlüğü, hız ve ölçek sağlayan temel bir yetenek olarak görülüyor. NATO, YZ’nın savunma ve güvenlik ortamını değiştirdiğini; ittifakın YZ’lı görev destekten operasyonel seviyeye kadar sorumlu biçimde entegre etmeyi hedeflediğini açıkça belirtmektedir. Dünyada hemen her ülke, otonom sistemi hava-deniz-kara araçlarını hızla sahaya indirmeye çalışıyor.

Modern harp ortamında sensörlerden gelen veri hacmi insanın tek başına gerçek zamanlı işleyebileceği seviyeyi artık aşmış durumdadır. YZ, bu veriden hedef tespiti, sınıflandırma, anomali bulma ve tehdit önceliklendirmesi yaparak komuta-kontrol döngüsünü kısaltmakta; otonom ve yarı otonom platformlarda rota planlama, engelden kaçınma, sürü koordinasyonu ve görev uyarlaması gibi işlevleri mümkün kılmakta, bakım, lojistik, üretim ve görev planlamasında kestirimci ve optimize edici rol oynamaktadır. Dolayısıyla, artık savunma sanayinde YZ diğer alanlarda da olduğu gibi, her geçen gün daha da vazgeçilmez hale gelmektedir.

Dünyadaki uygulamalar artık kavramsal düzeyi aşmış, sahaya inmiş ve kullanılmaya başlanmıştır.

Türkiye, savunma sanayiinde YZ uygulamaları bakımından geride kalan bir konumda olmayıp, aksine uygulama odaklı ve ivmelenen bir gelişim süreci içerisindedir. Nitekim Savunma Sanayii Başkanlığı’nın 2024–2028 Stratejik Planı’nda, Savunma Sanayii Yapay Zekâ Yetenek Kümelenmesi (SAYZEK) ile TSK Bulut Bilişim Sistemi gibi girişimlerin stratejik öncelikler arasında konumlandırılması, bu alanın kurumsal düzeyde önceliklendirildiğini göstermektedir. Benzer şekilde, 2025 yılında yayımlanan Geleceğin Yapay Zekâ Teknolojileri (GYZT) yol haritası, savunma alanında yapay zekâya ilişkin teknoloji başlıklarını, mevcut yetkinlikleri ve gelişim gereksinimlerini sistematik bir çerçevede ortaya koymaktadır. Ayrıca, Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından 2026 yılı başında “Milli IC kapsamında Yapay Zekâ, Kuantum ve Otonom Sistemler Tatbikatı” için bilgi istek dokümanının yayımlanması, yapay zekâ temelli savunma teknolojilerinin yalnızca araştırma-geliştirme düzeyinde ele alınmadığını; aynı zamanda operasyonel doğrulama, saha denemeleri ve entegrasyon süreçlerine de taşındığını göstermesi bakımından önem arz etmektedir.

Ülkemizde de YZ destekli insansız deniz araçları prototipleri kıymetli savunma sanayi firmalarımız tarafından üretilmiş, bunlardan bazıları Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmiş ve hatta son iki yıl içerisinde bazıları da yurtdışındaki bazı ülkelere ihraç edilmiş durumdadır.

Proje çıktılarınız neler olacak? Savunma sanayi açısından önemi nedir?

Bu projenin tamamlanmasıyla birlikte, düşük radar görünürlüğüne sahip iki farklı insansız deniz aracı için öncül tasarımların geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda, 12–13 m uzunluğunda bir insansız keşif-gözlem gemisi ile 6-7 m uzunluğunda bir insansız kamikaze gemisine yönelik olmak üzere toplam iki adet öncül tasarım ortaya konulacaktır. Geliştirilecek bu proje çıktılarının, ülkemiz savunma sanayii açısından düşük radar görünürlüğü ve üstün hidrodinamik özellikler taşıyan öncül endüstriyel insansız deniz aracı tasarımları olarak değerlendirilmesi öngörülmektedir.

Buna ilave olarak, savunma sanayiine teknoloji transferine elverişli model ve çıktılar elde edilmiş olacaktır. Aynı zamanda, yerli yazılım altyapısının ve özgün tasarım metodolojisinin geliştirilmesiyle, sürdürülebilir, tekrarlanabilir ve optimize edilmiş bir tasarım sürecinin oluşturulması sağlanacaktır.

Bu proje, savunma sanayii açısından öncelikle düşük radar görünürlüğüne sahip yerli ve özgün insansız deniz aracı tasarımlarının geliştirilmesine katkı sunacaktır. Radar görünürlüğünün azaltılması, deniz platformlarının tespit, teşhis ve takip edilmesini zorlaştırarak özellikle keşif, gözetleme, taarruz ve asimetrik deniz harekâtlarında önemli bir operasyonel üstünlük sağlayacaktır. Bu yönüyle proje, geleceğin deniz harp konseptlerine uygun, hayatta kalma kabiliyeti yüksek platformların geliştirilmesine hizmet edecektir.

Ayrıca proje, insansız sistemlerin etkinliğini artıracak çok disiplinli bir tasarım yaklaşımı ortaya koyacaktır. Radar kesit alanı, hidrodinamik performans ve yapay zekâ tabanlı optimizasyonun birlikte ele alınması sayesinde yalnızca düşük görünürlüklü değil, aynı zamanda yüksek hız, düşük direnç, görev etkinliği ve enerji verimliliği sunan platformların geliştirilmesi mümkün olacaktır. Bu durum, sahada daha uzun süre görev yapabilen ve görev başarısı daha yüksek sistemlerin elde edilmesi açısından önemlidir.

Projenin bir diğer stratejik önemi, yerli mühendislik kabiliyetinin ve özgün tasarım altyapısının geliştirilmesi olacaktır. Savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması, kritik teknolojilerin millî imkânlarla geliştirilmesi ve teknoloji transferine uygun bir bilgi birikiminin oluşturulması, ülkemizin savunma ekosistemi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda geliştirilecek yerli yazılım altyapısı, optimizasyon araçları ve tasarım metodolojisi, gelecekte farklı deniz platformlarına da uygulanabilecek sürdürülebilir bir yetkinlik alanı oluşturacaktır.

Bunun yanında, proje çıktıları öncül endüstriyel tasarım niteliği taşıyacağından, savunma sanayiinde ürünleştirme ve seri üretim süreçlerine temel teşkil edebilecektir. Özellikle düşük radar görünürlüğüne sahip keşif-gözlem ve kamikaze amaçlı insansız deniz araçları, modern deniz harekâtında artan biçimde önem kazanan platformlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle proje, hem mevcut ihtiyaçlara cevap verebilecek hem de gelecekte geliştirilecek yeni nesil deniz sistemleri için referans oluşturabilecek bir altyapı sağlayacaktır.

Son olarak proje, stratejik caydırıcılık ve operasyonel esneklik açısından da önem taşımaktadır. Düşük görünürlüklü insansız deniz araçları, personel riski oluşturmadan kritik görevlerin icrasına imkân tanımakta; keşif, elektronik destek, saldırı ve doygunluk harekâtı gibi farklı görevlerde kullanılabilmektedir. Bu özellikleri sayesinde, deniz kuvvetlerinin harekât esnekliğini artırırken tehdit ortamında maliyet-etkin çözümler sunma potansiyeline sahiptir.