Yapay Zeka Çağında Teknoloji ve İnovasyondaki Paradigma Değişimini Yakalayabilmek

Prof. Dr. İlhan EGE

Mersin Üniversitesi

On sekizinci yüzyılın sonunda Birinci Sanayi Devrimi’nde emek yoğun üretim yerini buhar gücüne dayalı mekanik üretim almıştır. İkinci Sanayi Devrimi’nde elektrik enerjisinin ve seri üretim bantlarının   kullanımı hızlandı. Üçüncü Sanayi Devrimi ile dijital devrim gerçekleşmiştir. Programlanabilir mantıksal denetleyiciler (PLC), bilgisayarlar, elektronik teknolojisi ve otomasyonun üretimde kullanılması yaygınlaşmıştır. Günümüzde de devam eden Dördüncü Sanayi Devrimi’nde ise siber-fiziksel sistemler, nesnelerin interneti (IoT), yapay zekâ, büyük veri, bulut teknolojisi ve akıllı robotlar ile üretimin tam dijitalleşmesi hedeflenmektedir. Sanayi devrimlerinde eski teknolojilerin yerine yeni teknolojilerin kullanımı almıştır. Bu doğrultuda günümüzde de çoğu yapılan çalışmalar hala teknolojileri birbirinden ayrı ayrı ele almaktadır ve yeni teknolojinin hangi teknolojinin yerini alacağına odaklanılmaktadır.  Fakat son dönemde sadece yeni teknoloji üretmek ve bu teknolojilerin tek başlarına kullanılması yeterli olmamaktadır. Teknolojilerin süreç odaklı kullanılması ve bu süreçleri nasıl yeniden şekillendirdikleri, ortaya çıkan sorun ve darboğazları nasıl ortadan kaldırdıkları, bir araya geldiklerinde yeni değer biçimleri nasıl yarattıkları açısından önemli hale gelmiştir. Yeni teknolojilerin eski teknolojilere ikame olarak kullanılması yerine yeni paradigma değişimi teknolojilerin yakınsama ve entegrasyon yoluyla kullanılmasıdır. Dünya Ekonomik Forumu’nun Teknoloji Yakınsama Girişimi (Technology Convergence Initiative) iki yıldan fazla bir süredir bu değişimi araştırmaktadır. Ayrıca Davos’ta günümüzde inovasyonun zor kısmı artık icat etmek olmadığı; riski, eşitsizliği veya sistemik kırılganlığı artırmadan, yeni teknolojileri geniş ölçekte yaymak ve uygulamak için gereken kurumları, altyapıyı ve güveni inşa etmek olduğu tartışılmaktadır.  

Yapay Zekâ (YZ) ile ilgili çalışmalar da aynı kapsamda gelişerek farklı yapay zekâ ve teknolojilerin birlikte kullanılması şeklinde olmaktadır.  Berkeley Yapay Zekâ Araştırma (BAIR) Laboratuvarı’nın 2024 tarihli bir blog yazısında bileşik yapay zekâ sistemleri oluşturularak daha iyi sonuçlar elde edilebileceği ve yapay zekânın geleceğinin, kuruluşların belirli görevler için optimize edilmiş dilbilgisi modellerini, bilgi erişim sistemlerini, yapay zekâ ajanlarını ve harici araçları bir araya getirmesini içereceği öne sürülmüştür. Bileşik YZ sistemleri tek modelli sistemlere kıyasla daha iyi performans ve daha yüksek doğruluk sağlayarak verimliliği artırır, farklı veri türlerini eş zamanlı olarak işleyerek gerçek zamanlı karar vermeyi çabuk olmasını mümkün kılar, girdileri kontrol etmeye ve çıktıları filtrelemeye yardımcı olarak, güveni artıran daha kontrollü bir davranış sağlayabilirler. Bileşik YZ sistemleri chatbotlar, sürücüsüz araçlar, müşteri destek sistemleri, lojistik alanlarından kullanılmaktadır. YZ, makine öğrenimi, blok zinciri, kuantum hesaplama, robotik ve genişletilmiş gerçeklik gibi teknolojiler bir araya geldiğinde önemli bir değer yaratabilir. Örneğin Geri Alma Destekli Üretim (Retrieval Augmented Generation-RAG), bir yapay zekâ (YZ) modelinin performansını harici bilgi tabanlarıyla bağlayarak optimize eden bir mimaridir. RAG’da YZ modeli ile birlikte bir bilgi tabanı sistemi birlikte kullanılmaktadır. RAG, bilgi çekme ve üretim tabanlı yapay zekâyı birleştiren bir mimaridir. 

Örnek olarak bileşik YZ sistemlerinin başka bir kullanım alanı ise lojistik alanındadır. Bileşik YZ sistemi, lojistik, envanter yönetimi ve genel verimliliği optimize etmek için birden fazla yapay zeka bileşenini kullanır. Tahmine dayalı analitik modeller, geçmiş satış verilerini, mevsimsel trendleri ve piyasa değişkenlerini analiz ederek talebi tahmin eder ve tahmin edilen talebe göre stok yönetimi yapılır.  Rota optimizasyon algoritmaları, trafik, hava durumu ve yakıt tüketimi gibi faktörleri dikkate alarak en verimli teslimat yollarını belirler. Mersin, ulaştırma ve altyapı yatırımları ile bölgenin önemli lojistik merkezlerinden birisi olmuştur ve lojistik sektörü Mersin’de hızla gelişen bir sektördür. Bileşik YZ sistemleri Mersin’deki lojistik firmaları tarafından da tercih edilebilinir.

Coğrafi konum avantajına sahip olan Türkiye için en önemli rekabet edebileceği konu teknik birikimdir. Örneğin Türkiye TOGG araçlarında elektrik, iletişim gibi birçok teknolojiyi bir araya getirerek bu yeni paradigmayı uygulamıştır. Son dönemde sürece katkı yapmak için Yükseköğretim Kurulu (YÖK), yeşil dönüşüm ve dijitalleşme odaklı yeni yapay zekâ temelli programlara ağırlık vermektedir. 2030’a Doğru Yükseköğretim Vizyonu toplantısında Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar dijital ve yapay zekâ temelli programı bulunan üniversite sayısını YÖK 20’den 70’e çıkarılacağını bildirdi. Bu üniversitelerden birisi de Mersin Üniversitesi’dir ve Mersin Üniversitesi’nde dijital ve yapay zekâ temelli programlar da eğitime başlamıştır.   

Türkiye’nin yeni paradigmayı uygulayabilmesi için Teknofest kültürünün olgunlaşması bir avantajdır. Mersin’de Teknofest’e çok fazla proje gönderen illerden birisi olarak teknolojiye ilgisi fazladır. Üniversite-teknopark-sanayi işbirliği de son yıllarda gelişmiş ve güçlenmiştir. Mersin Teknopark teknoloji ve girişimcilik temelli ekosistemin oluşturulmasına katkı sağlamaktadır. Mersin’de ekosistemde yer alan farklı teknolojilere sahip firmalar yeni paradigmaya uygun olarak birbirlerini tamamlayan teknolojilerle yeni bir değer yaratabileceklerdir. Mersin Üniversitesi TTO’da yeni girişimlerin ve patentlerin artmasına büyük katkılar sağlamaktadır. Mersin Üniversitesi Girişim Limanı ve Milli Teknoloji Atölyesi’de bu ekosistemin Mersin’de gelişmesi açısından önemlidir. 

Yeni paradigma ile birlikte inovasyon sadece teknik bir konu olmaktan çıkmış; yönetişim kapasitesi, sermaye tahsisi ve işgücü hazırlığı gibi konuları kapsayan sosyal, ekonomik ve politik bir konu haline gelmiştir. Farklı teknolojiler üreten firmaların ortak proje gerçekleştiren, yeni teknolojileri birbirini tamamlayan, inovasyon ve teknolojiyi geniş ve yeni bakış açısı ile öncelikleyen ülkeler bu yeni paradigma değişimini yakalayabileceklerdir.  Türkiye hem teknoloji hem de yapay zekâ konusundaki hızla önemli çalışmalar yapmakta ve gelişme kaydetmektedir. Ulusal Strateji Yapay Zeka Stratejisi 2021-2025 ve On Birinci Kalkınma Planı’nda yönetişim, stratejik uyum ve kurumsal yetkinlik ile ilgili yapılacak çalışmalara yer verilmiştir.  Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemiz adına yapay zekâ alanında insan odaklı yeni bir atılım yapmanın zamanının geldiğine inanıyoruz.” diyerek Türkiye Yüzyılında “Dijital Türkiye” vizyonu ve “Milli Teknoloji Hamlesi” doğrultusunda kalkınma hedefleri doğrultusunda Türkiye’nin gelecek hedefini ortaya koymuştur. Türkiye, başta bilişim ve savunma sanayideki başardıkları olmak üzere değişimi yakabilecek ve Türkiye’deki değişimin en önemli merkezlerinden birisi de altyapısı ve insan kaynağı ile Mersin olacaktır.