Anne ve Baba Adaylarına Emzirme Eğitimi

Sadece anne adayları değil, baba adayları da emzirme süreçlerinde aktif rol oynayacak. Üniversitemiz Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Aslı Eker’in danışmanlığını yaptığı “Anne ve Baba Adaylarına Senaryolarla Verilen Çözüm Odaklı Emzirme Eğitiminin Emzirme Başarısı, Öz Yeterlilik ve Emzirme Mitleri Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi: Vaka Temelli Bir Yaklaşım” projesi, “TÜBİTAK 2218 – Yurt İçi Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı” kapsamında destek almaya hak kazandı. Çalışma, yenilikçi eğitim yöntemleriyle ebeveyn adaylarının emzirme sürecine ilişkin bilgi, tutum ve yeterliliklerini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Emzirme sürecinin, toplumdaki inanç ve değer çeşitliliğinden etkilendiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Aslı Eker, anne ve baba adaylarının anne sütü ve emzirmeye yönelik ilk algılarının çoğunlukla bu mitlerden şekillendiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Aslı Eker: “Ülkemizde de emzirmeye ilişkin yaygın yanlış inanç ve tutumlar arasında; ‘Anneler sütünü üç ezan vakti geçtikten sonra vermelidir’, ‘Bebeğe ilk olarak şekerli su verilmelidir’ ve ‘Sütün rengi açık veya şeffafsa besleyici değildir’ gibi inanışlar yer almakta; bu durum, emzirme sürecinin sağlıklı şekilde devam etmesine engel olmaktadır.” dedi.

Böyle bir proje fikri nasıl doğdu?

Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, açlık ve beslenme yeterliliği ile doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi için en temel ve etkili adımlardan biri, doğru ve sürdürülebilir bir emzirme sürecinin sağlanmasıdır. Nitekim, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında yer alan ve birbiriyle ilişkili birçok hedefin emzirme ile dolaylı olarak bağlantılı olduğu belirtilmektedir. Özellikle Hedef 1, 4, 5, 8 ve 12’ye ulaşılmasında emzirmenin önemli katkılar sunduğu vurgulanmaktadır. Bunun yanı sıra, etkili bir emzirme süreci; yetersiz beslenmeye bağlı hastalıkların azaltılmasına ve özellikle önlenebilir beş yaş altı çocuk ölümlerinin düşürülmesine önemli katkı sağlamaktadır.

Tüm bu bilgiler ışığında, proje fikrinin oluşmasında bu alanda daha önce proje yürütücülüğü yapmış olan Dr. Öğr. Üyesi Cemile Onat’ın, emzirmeye yönelik geliştirilmesi gereken alanlara ilişkin farkındalığı ve çalışmaları önemli ölçüde etkili olmuştur. Ayrıca, proje danışmanı olarak emzirme ve anne sütü konusunda farklı boyutlarda kapsamlı çalışmalar yürütmüş olmam, sahip olduğum akademik birikim ve sağladığım rehberlik de proje fikrinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur.

Projeniz ne zaman başlayacak? Proje ekibinde kimler yer alıyor?

2218-Yurt İçi Doktora Sonrası Araştırma Programı kapsamında yürütülecek olan projemiz, Haziran 2026 tarihinde başlayacak olup toplam 24 ay sürecek şekilde planlanmıştır. Programın doktora sonrası araştırma niteliği taşıması nedeniyle projede bir proje yürütücüsü ve bir proje danışmanı olmak üzere iki araştırmacı yer almaktadır.  Proje yürütücüsü Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü, Doğum ve Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Cemile Onat, proje danışmanı ise Mersin Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Aslı Eker’dir.  

Projenizin önemi nedir? Bu konuda yapılmış proje örnekleri bulunuyor mu?

Projemizin, akademik, endüstriyel ve toplumsal bilimsel çalışmaları teşvik ederek ülke kalkınmasına katkı sağlayan TÜBİTAK tarafından desteklenmesi, araştırmanın bilimsel niteliğini ve etki potansiyelini önemli ölçüde artırmaktadır. Ayrıca, projenin doktora sonrası araştırmacıları desteklemeye yönelik bir program kapsamında yürütülmesi, üniversitelerde görev yapan genç akademisyenlerin gelişiminin desteklenmesi açısından son derece umut vericidir. Bu proje, araştırmacı Dr. Öğr. Üyesi Cemile Onat’ın akademik gelişimine ve kariyerine önemli katkılar sunmasının yanı sıra, elde edeceği uygulama deneyimleri aracılığıyla bilimsel vizyonunu ve kariyer hedeflerini de doğrudan şekillendirecektir. Araştırmacının proje kapsamında hem anne hem de baba adaylarını içeren bir örneklem ile çalışacak olması ve daha önce sınırlı düzeyde kullanılan vaka temelli senaryo yaklaşımını tercih etmesi, araştırmanın ulusal ve uluslararası literatüre özgün ve değerli katkılar sunma potansiyelini artırmaktadır. Nitekim literatür incelendiğinde, emzirme danışmanlığına yönelik çalışmaların büyük çoğunluğunun yalnızca anneleri kapsadığı ve çoğunlukla geleneksel eğitim yöntemlerine dayandığı görülmekte; baba adaylarının sürece aktif olarak dahil edildiği ve vaka temelli senaryo yaklaşımının kullanıldığı çalışmaların ise sınırlı olduğu dikkat çekmektedir. Bu yönüyle proje, hem örneklem yapısı hem de yöntemsel yaklaşımı açısından literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Bununla birlikte proje çıktılarının, ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel görünürlüğü ve tanınırlığı artırması beklenmektedir. Proje aracılığıyla mevcut bilimsel birikimimizi ileri bir aşamaya taşıyarak emzirme danışmanlığı alanında yenilikçi teknik ve yöntemler konusunda deneyim kazanılması hedeflenmektedir. Proje danışmanı olarak benim sağlayacağım akademik rehberlik, kurumumuzun sunduğu olanaklarla birleşerek,  araştırmacının süreç içerisinde bilgi ve beceri edinmesini sağlayacak, mesleki yetkinliğini artıracak ve gelecekte benzer alanlarda nitelikli çalışmalar yürütebilme kapasitesini güçlendirecektir. Bu yönüyle proje, yalnızca bilimsel literatüre katkı sunmakla kalmayıp aynı zamanda uygulamaya dönük çıktılarıyla toplum sağlığının geliştirilmesine de katkı sağlayacak nitelikte önemli bir girişimdir.

Emzirme mitleri konusunu biraz açıklar mısınız? Ne gibi mitlere rastladınız?

Mit; kuşaktan kuşağa yayılan, toplumun düş gücü ve sosyokültürel değerleri doğrultusunda biçim değiştiren, çoğu zaman bilimsel temele dayanmayan ve halk arasında yayılan anlatılar olarak tanımlanmaktadır. Emzirme süreci de, toplumdaki inanç ve değer çeşitliliğinden etkilenmekte; anne ve baba adaylarının anne sütü ve emzirmeye yönelik ilk algıları çoğunlukla bu mitlerden şekillenmektedir. Yapılan çalışmalarda, anne ve baba adayı olarak değerlendirilen genç kadın ve erkeklerin emzirme konusundaki bilgi ve tutumlarının eksik olduğu görülmüştür. Benzer çalışmalarda, genç yaşta annelerin doğum öncesi tutumunun, optimum emzirme uygulamalarının önemli bir öngörücüsü olduğu ve emzirmeye ilişkin bilgi ve tutumun o toplumdaki kültürel inançlardan etkilendiği belirlenmiştir. Ülkemizde de emzirmeye ilişkin yaygın yanlış inanç ve tutumlar arasında; “Annelerin sütünü üç ezan vakti geçtikten sonra vermelidir”, “Bebeğe ilk olarak şekerli su verilmelidir” ve “Sütün rengi açık veya şeffafsa besleyici değildir” gibi inanışlar yer almakta; bu durum, emzirme sürecinin sağlıklı şekilde devam etmesine engel olmaktadır. Bu mitler, emzirme sürecine erken veya yanlış başlanmasına, annenin sütüne olan güveninin azalmasına ve dolayısıyla bebek beslenmesinde sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, emzirme mitlerinin belirlenmesi ve toplumda doğru bilgi ve tutumların geliştirilmesi, hem anne hem de bebek sağlığı açısından kritik öneme sahiptir.

Proje çıktıları hakkında öngörünüz nedir? Ne gibi sonuçlar bekliyorsunuz?

Bu proje ile araştırmacı, bugüne kadar sahip olduğu deneyimlerini bir adım ileriye taşıyarak emzirme danışmanlığında farklı teknik ve yöntemler konusunda deneyim kazanacak ve ilerleyen dönemde benzer konularda araştırma yapabilme kapasitesini geliştirecektir. Proje süresince araştırmacı, danışman olarak benim sağladığım akademik rehberlik ve kurumumuzun sunduğu olanaklardan yararlanacak; bu süreç, araştırmacının akademik kariyerine doğrudan olumlu katkı sağlayacaktır. Elde edilmesi öngörülen somut çıktılar arasında, vaka temelli senaryo yaklaşımı ile geliştirilecek eğitim materyalleri, anne-baba katılımını artıracak rehberler ve ölçümlenebilir anketler yer almakta; böylece hem sağlık profesyonelleri hem de ebeveynler üzerindeki etkiler somut olarak izlenebilecektir. Ayrıca, proje sonuçlarının ülkemizdeki çeşitli sağlık kurumlarının anne sütü ve emzirme eğitimlerine entegre edilmesi ve bu şekilde sağlık politikaları ile desteklenmesi hedeflenmektedir. Araştırmacı, danışman olarak benim kurumumuzdaki deneyimlerim ve kendisinin önceki kazanımları ile birleştirerek akademik kariyerinde yeni bir yön çizecek ve bilimsel birikimini ileri bir düzeye taşıyacaktır. Proje çıktılarının, ulusal ve uluslararası literatüre özgün katkılar sunması ve anne-bebek sağlığı ile toplumsal farkındalık açısından ölçülebilir faydalar yaratması; örneğin emzirme oranlarının artması, ebeveyn bilgi ve tutum skorlarının yükselmesi ve eğitim materyallerinin uygulanması gibi somut göstergelerle desteklenmesi beklenmektedir. Bu sonuçlar, araştırmacıya yeni ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirme imkânı sağlayacak ve hem akademik hem de toplumsal alanda kalıcı etkiler oluşturacaktır.

Son olarak belirtmek isterim ki, bu proje Mersin Üniversitesi’nin güçlü akademik kimliği ve sahip olduğu araştırma altyapısı ile farklı kurumdan gelen bir araştırmacının deneyimlerinin birleşmesini sağlayarak önemli bir sinerji yaratacaktır. Üniversitemizin sunduğu olanaklar ve disiplinler arası ortam, araştırmacının bilgi ve becerilerinin gelişmesine, yenilikçi yöntemleri uygulama deneyimi kazanmasına ve akademik vizyonunun daha da genişlemesine olanak tanıyacaktır. Bu iş birliği, hem araştırmacının kariyerine doğrudan katkı sağlayacak hem de üniversitemizin araştırma kapasitesini ve ulusal-uluslararası görünürlüğünü güçlendirecektir. Projenin yürütülmesi, üniversitemizdeki akademik etkileşimi artırarak, farklı disiplinler ve kurumlarla yeni iş birliklerinin gelişmesine de zemin hazırlayacaktır.